Kategoriler
Finans

Hiç Girişim Yapmaması Gereken “Girişimciler”

Kendilerine ve girişim fikirlerine aşık olan girişimciler en sık yapılan hataların başında gelir.

Kendilerine ve dolayısıyla kendi girişim fikirlerine âşık olan girişimciler… Bu, girişimcilerin karşılaştığı en kritik engellerden biridir — ve maalesef köklü bir karakter meselesi olduğu için çözümü kolay değildir. Bu tür girişimciler yetenekli insanları çekebilir, yatırımcılara “rüya takımı” kurdukları izlenimini verebilir. Ancak gerçekte, takıntılı bir şekilde kendi yollarının her zaman doğru olduğuna inanırlar.

Girişimcilerin düştüğü ikinci büyük tuzak, kilit kadroları liyakat ve performans yerine itaat ve yaltaklanmaya göre seçmektir. Bu da yukarıda bahsettiğimiz narsist eğilimle bağlantılıdır — ama daha çok bir özgüven ve güven meselesidir. Yeteneksiz ama itaatkâr bir takım üyesinin, zorlayıcı ve bilimsel bir profesyonele tercih edilmesi, özellikle doğu kültürlerinde sıkça karşılaşılan bir gelenektir. Oysa birinci sınıf ve tedbirli bir ekibi elde tutamamak, başarının önündeki en büyük engeldir. Girişimciler, ekibi kontrol altında tutmak için yeteneksiz üyeler aracılığıyla dolaylı iletişim kurmayı tercih ederek, ekip içinde sürekli çatlaklar ve eşitsizlik hissi yaratırlar.

Son ama bir o kadar önemli hata ise kurucunun bilgiyi paylaşmaktan kaçınması ya da ekip üyeleri arasında seçici olarak paylaşmasıdır. Kolektif zekâ ve ortak karar alma mekanizması olmadan, ekibin ve dolayısıyla girişimin başarısızlığı kaçınılmazdır.

Özetle: en parlak fikirlerin bile başarısızlığa sürüklenmesinin temelinde, çalışanların keyif almadığı ve tutkuyla çalışmadığı bir motivasyon boşluğu yatar. Eğer yukarıda bahsedilen türde bir ekibin parçasıysanız, başka bir girişime yönelmek akıllıca bir adım olabilir.