Kategoriler
Finans

Stellar, Yargıcı Satışını Başarıyla Tamamladı!

Stellar olarak, 6 ay süren yoğun ve titiz bir sürecin ardından Yargıcı’nın satışını başarıyla tamamlamış olmanın gururunu ve sevincini yaşıyoruz!

Bu stratejik şirket satışını, Yargıcı’nın köklü mirasına ve marka değerine duyduğumuz derin saygıyla yürüttük. Her aşamada tarafların önceliklerini ve hassasiyetlerini ön planda tuttuk; detaylı analizler ve titiz müzakere süreçlerinin ardından başarılı bir sonuca ulaştık.

Yargıcı markasının stratejik hedeflerine uygun şekilde yeni bir döneme adım atmasını sağlarken, sektörün dinamiklerine ve iş ortaklarımızın beklentilerine uyumlu bir yaklaşım benimsedik. Bu anlaşma, bir şirket satışı olmasının çok ötesinde — Stellar’ın M&A alanındaki uzmanlığının ve güvenilirliğinin güçlü bir kanıtı olarak sektördeki yerimizi pekiştirdi.

Bu süreçte katkıları ve iş birliğiyle başarımıza güç katan Kamco, Yargıcı, Esin Hukuk Bürosu, PWC, TIMS, Acar & Ergönen Hukuk Bürosu ve KPMG ekiplerine içtenlikle teşekkür ederiz. Onların uzmanlığı ve iş birliği, bu satışın başarıyla sonuçlanmasında kritik bir rol oynadı.

Kategoriler
Finans

Ekonomik Politikaların Şekillendirilmesinde Hasar Değerlendirmesi ve Durum Tespit Sürecinin Önemi

Türkiye’nin çalkantılı ekonomik ortamında, yeni mali politikalar uygulamaya konulmadan önce kapsamlı bir hasar değerlendirmesi ve durum tespiti yapmanın önemi tartışılmaz. Bilimsel temelden uzak, kendine özgü politikaların yarattığı sorunlar ekonomiyi derinden sarsmış durumda. Yakın zamandaki seçimler, ekonomik yönetimde çok ihtiyaç duyulan bir değişim için bir kapı araladı. Ancak ileri gidebilmek için önce nerede olduğumuzu — ekonominin gerçek durumunu, şimdiye kadar oluşan hasarı ve yeni politikaların olası etkilerini — net bir şekilde anlamamız gerekiyor.

Kategoriler
Finans

Küresel Finansal Kriz ve Kabul Edilen Yaklaşımların Sorgulanması

2008 küresel finansal kriziyle birlikte, iktisat teorisine ilişkin yerleşik yaklaşımlar her zamankinden daha fazla sorgulanmaya başlandı. Aslında bu sorgulama hiç bitmemişti — ama günlük hayattan uzak sandığımız kriz, tüm sertliğiyle kapımızı çalınca, daha önce hiç soru sormamış olanlar bile durup düşünmeye başladı. Böylece kapitalizmin kökenleri, yeni iktisadi kuramlar, alternatif modeller ve finansallaşma gibi konular gündemi derinden meşgul etmeye başladı.

Kategoriler
Finans

Kurumsal Başarı İçin Bütçeleme ve Öngörünün Önemi

Stellar Consult olarak şuna inanıyoruz: büyüklüğü, sektörü veya coğrafyası ne olursa olsun, güçlü bir bütçeleme ve öngörü süreci her şirketin başarısının temel taşıdır.

Kategoriler
Finans

Hiç Girişim Yapmaması Gereken “Girişimciler”

Kendilerine ve dolayısıyla kendi girişim fikirlerine âşık olan girişimciler… Bu, girişimcilerin karşılaştığı en kritik engellerden biridir — ve maalesef köklü bir karakter meselesi olduğu için çözümü kolay değildir. Bu tür girişimciler yetenekli insanları çekebilir, yatırımcılara “rüya takımı” kurdukları izlenimini verebilir. Ancak gerçekte, takıntılı bir şekilde kendi yollarının her zaman doğru olduğuna inanırlar.

Kategoriler
Finans

Finans Merkezi Nasıl Olur? Istanbul Finans Merkezi olabilir mi?

Finans Merkezi (FM) Nedir?

Finans Merkezi, bankacılık, varlık yönetimi, sigorta ve finansal piyasa katılımcılarının faaliyetlerini sürdürdüğü, bu katılımcıları destekleyen hukuki ve fiziki altyapı koşullarının bulunduğu kümelere verilen isimdir. Finans Merkezlerinde; finansal aracılar (bankalar, acentalar ve aracı kurumlar), kurumsal yatırımcılar (fon yöneticileri, emeklilik fonları, sigorta şirketleri, hedge ve risk sermayesi fonları), finansal enstrüman ihraç eden şirket ve devletler, bu enstrümanların işlem gördüğü borsalar, bağımsız düzenleyici kurumlar ve saklama kuruluşları yer alır. Bunların yanı sıra şirket satın alma ve birleşmeleri, halka açılma süreçleri ve kurumsal hizmet veren şirketler de genellikle bu merkezlerde konumlanır. Tüm bu finansal faaliyetleri destekleyen değerleme ve derecelendirme kuruluşları, hukuk ve muhasebe danışmanlığı, vergi danışmanlığı ile şirket kurulum hizmetleri veren kurumlar da ekosistemin vazgeçilmez parçalarıdır.

IMF sınıflandırmasına göre en büyük Uluslararası Finans Merkezleri (UFM) New York, Londra ve Tokyo’dur. Bu merkezlerde fonların hem kaynak hem kullanım alanlarının çeşitliliği dikkat çeker; yerel ve uluslararası ekonomileri destekleyen derin ve likit piyasalar bulunur. Yatırımcı ilişkilerini ve uyuşmazlıklarını düzenleyen hukuki ve düzenleyici kurumların varlığı ve etkinliği de UFM’lerin belirgin özelliklerindendir.

Bölgesel Finans Merkezlerine (BFM) örnek olarak Şangay, Şhenzen, Frankfurt ve Sidney öne çıkar. Bu merkezler UFM’lere göre daha küçük ve bölgesel ölçekte hizmet verir; yabancı yatırımcıların ilgili bölgelere giriş ve çıkışlarında önemli bir rol üstlenir.

Offshore Finans Merkezleri ise belirli finansal hizmetlerde uzmanlaşmış, daha küçük ölçekli ekonomilere hizmet veren merkezlerdir. En önemli özellikleri, düzenleyici ve denetleyici kurumların görece daha hafif olmasıdır. Başlıcaları İrlanda, Karayipler, Hong Kong, Singapur ve Lüksemburg’dur.

Finans Merkezi Olabilmek İçin Gerekli Şartlar

  • Stratejik konum, ticaret ve sermaye piyasalarına yakınlık,
  • Dünyada söz sahibi finansal kurumların ve derinliği olan bölgesel/global şirketlerin işlem gördüğü sermaye piyasaları, borsalar, bağımsız düzenleyici kurum ve kurulların varlığı,
  • Üst düzeyde, etkin ve hızlı iletişim, lojistik ve ticaret altyapısı,
  • Siyasi otoriteden bağımsız, şeffaf, güvenilir ve öngörülebilir kanunları uygulayan özel mahkemeler,
  • Öngörülebilir, anlaşılır, basit vergi mevzuatı ve rekabetçi vergi oranları,
  • Merkezleri besleyebilecek düzeyde eğitimli ve yüksek kalitede insan kaynağı,
  • Yabancı çalışanlar ve aileleri için yüksek yaşam standardı, kaliteli eğitim olanakları, düşük suç oranı, demokratik değerler ve yaşam tarzına saygılı açık toplum yapısı

Mart 2021 itibarıyla, bu kriterlere göre puanlanan dünya finans merkezlerinin sıralamasında uzun süredir üst sıralarda yer alan şehirler, gelişen yeni merkezlerden ciddi rekabet görmektedir. Bunların başında Toronto, Seul, Boston, Cenevre, San Francisco, Sydney, Lüksemburg ve Dubai gelmektedir.

Dünyanın en eski ticaret yollarının kesişim noktasında, stratejik bir coğrafi konuma sahip olan İstanbul ise sıralamada ancak 74. sırada — kendisinden çok daha küçük ekonomilerin bile gerisinde yer almaktadır.

İstanbul Finans Merkezi (İFM) projesi, 2009 yılında Ataşehir’de yaklaşık 2.7 milyon metrekare alanda projelendirilmiş olup 2022’de bitirilmesi planlanmıştı. TCMB, kamu bankaları ve diğer finansal kurumların bu merkeze taşınması hedefleniyordu. Ancak bu haliyle İFM, ticari bir inşaat ve imar projesinin ötesine geçememektedir. Merkez Bankası’nın Ankara’dan İstanbul’a taşınması, hâlihazırda hizmet veren Atatürk Havalimanı’nın milyarlarca dolar harcanarak yeniden inşa edilen havalimanına taşınmasından pek farklı değildir. Kamu banka ve finansal kurumlarının yeni binalara taşınması, tek başına İstanbul’u bir finans merkezi yapmayacaktır.

İstanbul, dünya finans merkezleri sıralamasında 2021’de bir önceki yıla göre 10 basamak düşerek 74. sıraya gerilemiştir. Stratejik konumu ve yetişmiş iş gücüyle tarihsel bir ticaret merkezi olan İstanbul, bölgesindeki rakiplerine göre birçok avantaja sahip olmasına rağmen, Finans Merkezi olmak için gereken şartlardan maalesef çok uzaktadır.

  1. İletişim Altyapısı: Finans Merkezlerinin olmazsa olmazı, işlemlerde hız ve etkinliktir. Türkiye’nin internet bağlantı hızı dünyada 175 ülke arasında 103. sırada yer almaktadır. Milisaniyelerin bile önem kazandığı finansal dünyada, bu bağlantı hızıyla bölgesel bir finans merkezi olabilmek söz konusu olamaz.
  2. Bağımsız Kurumlar: Başta Merkez Bankası olmak üzere, Türkiye’deki finansal denetleyici ve düzenleyici kurumların bağımsız ve şeffaf karar verme mekanizmalarındaki eksiklikler, finansal oyuncular için öngörülebilirlik ve istikrar konusunda ciddi güvensizlik yaratmaktadır. Siyasetin etkisinde, liyakattan uzak kadrolarla yönetilen kurumların gerçek anlamda bağımsız olması beklenemez — dolayısıyla yatırımcıların ilgi göstermesi de beklenemez.
  3. Yaşam Tarzı ve Evrensel Değerler: Finans Merkezlerinde çalışacak farklı milletlerden gelen kişilere ve ailelerine yüksek refah düzeyi, kaliteli eğitim olanakları ve özgür bir yaşam ortamı sunulabilmelidir. Son dönemde Türkiye’de sıkça yaşanan hak ihlalleri, hukuksuz uygulamalar, yaşam tarzına müdahale ve düşünce özgürlüğüne yönelik baskılar, özgür düşünen ve evrensel değerlere bağlı nitelikli iş gücünün istihdamını güçleştirmektedir.
  4. Vergi Sistemi: Türkiye’nin mevcut vergi sistemi ağırlıklı olarak dolaylı vergilerden oluşan, karmaşık ve bölgedeki rakip ülkelere kıyasla oransal olarak yüksek bir yapıdadır. Finans Merkezi olma iddiasındaki bir ülkenin, yeni yatırımcılara başta vergi olmak üzere cazip avantajlar sunması gerekir. Vergi otoritesinin öngörülebilirlikten ve şeffaflıktan uzak incelemeleri ve yaptırımları, yatırımcılar için en büyük çekincelerden biridir.
  5. Makroekonomik Durum: Türkiye’nin risk primi (CDS) 370 baz puanın üzerinde işlem görmektedir — bu, Venezuela ve Arjantin gibi dünyanın en riskli ülkelerinin hemen ardından gelen çok yüksek bir orandır. Yapısal cari açık, bütçe açığı, yetersiz Merkez Bankası rezervleri, yüksek dış borç, bilanço dışı döviz cinsinden kamu-özel ortaklık yükümlülükleri ve TL’nin yüksek dalgalanması bu yüksek riskin temel nedenleridir. Kredi derecelendirme kuruluşlarının verdiği not, yatırım yapılabilir seviyenin oldukça altında, spekülatif ve yüksek riskli kategoridedir. Bu tabloda bir ülkenin finans merkezi olarak değerlendirilmesi maalesef mümkün değildir.

Yukarıdaki başlıklardan yola çıkarsak, yüksek binalar inşa edip verimsiz çalışan kamu bankalarını taşıyarak finans merkezi olmaya çalışmak büyük bir illüzyondur. Finans merkezi olmak için hayatın her alanında yapısal reformlar gerçekleştirerek, önce altyapıyı ve cazibe ortamını oluşturmak, iç ve dış yatırımcıların güvenini kazanmak gerekir. Dikkat çekici olan şu: gerçekleştirilmesi gereken yapısal reformların çoğu doğrudan finansal konularla bile ilgili değildir. Hukukun üstünlüğü, mahkemelerin bağımsızlığı, özgürlüklerin anayasal güvence altında olması ve uygulanması, siyasi etik ve şeffaflığın sağlanması — bunlar yapılması gereken reformların en başında gelir.

Kategoriler
Finans

Varlık Fonu BIST’e neden müdahale ediyor?

Dünyadaki benzerlerinden farklı olarak, Türkiye’nin varlık fonu fon yönetimi amacıyla değil, kamu payı bulunan kurumların hissedarı olarak kurulmuştur. Bu fonun bünyesindeki şirketlerin neredeyse tamamı BIST’te işlem görüyor — bu da söz konusu şirketlerin piyasa değerinin oluşması açısından son derece kritik bir detaydır. Varlık fonu, Hazine’ye alternatif yeni bir borçlanma aracı olarak, denetimsiz ve hesap verme yükümlülüğü olmayan bir tüzel kişilik şeklinde tasarlandığından, bünyesindeki şirketlerin piyasa değeri büyük önem taşımaktadır.

Varlık fonu, elindeki likit kaynaklarla BIST’te ve VİOB’da BIST türevi enstrümanları destekleyerek piyasa değerini — ve dolayısıyla yurt dışından sağlanan borçlanmalara teminat teşkil edecek varlık değerini — yüksek tutmaya çalışmaktadır. Bunun piyasa koşullarına aykırı ve son derece riskli bir uygulama olduğunu söylemeye gerek yok. Üstelik bu alım desteği sonsuza kadar sürdürülemez; kredi veren kuruluşlar da bunun farkındadır. Dolayısıyla teminat olarak çok daha yüksek oranda hisse talep edecekler ya da LTV (kredi-teminat oranını) düşük tutacaklardır. Piyasanın her alanında olduğu gibi, şeffaflıktan uzak uygulamalar her zaman daha yüksek risk primi ve daha ağır teminat koşulları olarak Varlık Fonu’nun karşısına çıkacaktır. Tüm bunların ötesinde, borsanın yükselişine kapılan küçük yatırımcılar da bu yapay ortama kanarak ileride çok daha büyük zararlarla yüzleşme riskiyle karşı karşıyadır. Ne enflasyon, ne döviz kurları, ne işsizlik ne de borsa endekslerinin mevcut düzeyi gerçekçidir.